
Alkol Tüketim Motivasyonlarının Risk Algısı ve Sıklık Üzerindeki Etkileşimi Üzerine Araştırma Bulguları
Düzenleyen: firstname lastname

Son dönemde yürütülen psikolojik araştırmalar, bireylerin alkol tüketim motivasyonlarına ilişkin farkındalık düzeylerinin, hem içme sıklığını hem de ortaya çıkan olumsuz sonuçların algılanan ciddiyetini doğrudan etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, alkol kullanımının yalnızca tüketilen miktar odaklı bir mesele olmadığını, aynı zamanda altında yatan psikolojik nedenlerin de kritik bir rol oynadığını işaret etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), alkol bağımlılığını, uzun süre alışılmışın dışında alkol kullanan, ruhsal, bedensel ve toplumsal sağlığı bozulan ancak durumunu değerlendiremeyen veya durdurmakta zorlanan tedaviye muhtaç bir hasta olarak tanımlamaktadır.
Söz konusu bilimsel çalışma, içiciler arasında dört temel motivasyonel profil tespit etmiştir. Bu profiller, yüksek risk taşıyan 'Amaçsız İçiciler'den, tüketim kontrolünü elinde tutan 'Zevk Amaçlı İçiciler'e kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Bu sınıflandırma, motivasyonun risk yönetimi açısından taşıdığı önemi vurgulamaktadır. Örneğin, 'Amaçsız İçiciler' grubunda, genellikle erkeklerin baskın olduğu ve içme nedenlerinin belirsiz olduğu gözlemlenmiş olup, bu grubun en ağır olumsuz sonuçlarla karşılaştığı belirtilmiştir.
Kronik alkol kullanımının beyin hasarı, karaciğer hastalıkları ve bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi fiziksel sorunların yanı sıra depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sonuçlara da yol açtığı bilinmektedir. 'Dışsal Kontrollü İçiciler' olarak adlandırılan bir diğer grup ise, alkolü sosyal baskı veya özgüven kazanma amacıyla kullanmakta, bu durum sıklıkla yoğun ve sık alkol tüketimiyle ilişkilendirilmektedir. Bu kişiler, alkolü bir rahatlatıcı veya özgüven artırıcı olarak görme eğilimindedirler.
Öte yandan, en büyük grubu oluşturan 'Esnek İçiciler', çeşitli nedenlerle alkol tüketse de genel olarak ölçülü bir seviyede kalmayı başarmıştır. Bu çeşitlilik, motivasyonun tek tip olmadığını, ancak kontrolün sürdürülebilirliğini etkilediğini göstermektedir. Türkiye'de yapılan bir araştırmada ise, genç yetişkinlerin alkol tüketimini etkileyen faktörler arasında aile üyelerinin davranışlarını model alma ve akran gruplarının etkisi gibi sosyal ve bireysel faktörlerin incelendiği kaydedilmiştir. 'Zevk Amaçlı İçiciler' ise, içsel motivasyonla hareket eden ve genellikle daha yaşlı katılımcılarda görülen bir profildir; bu grup ölçülü tüketim sergilemiş ve nispeten daha az olumsuz etki yaşamıştır.
Uzmanlar, bireyin kendi içme motivasyonunu anlamasının, alkol kullanımını yeniden değerlendirme yolunda temel bir öz-gelişim stratejisi olduğunu belirtmektedir. Vücuda alınan alkolün plazma yarılanma ömrü yaklaşık 45 dakika olup, karaciğerde alkol dehidrojenaz enzimi ile parçalanmaktadır. Bu araştırmalar, halk sağlığı uyarılarının, alkol tüketiminin hiçbir seviyesinin tamamen güvenli olmadığı yönündeki pekişmesiyle eş zamanlı olarak kamuoyuna sunulmaktadır. Uzun süreli alkol kötüye kullanımının yüksek tansiyona, kalp kaslarının zayıflamasına ve çeşitli kanser türlerinin riskini artırmaya neden olduğu rapor edilmiştir. Bireylerin zararlar bilinmesine rağmen tüketmeye devam etmeleri, bağımlılığın sosyal ve ekonomik yaşam üzerindeki etkilerini göstermekte olup, bireysel motivasyonun anlaşılması, hem önleyici sağlık politikaları hem de kişisel müdahale stratejileri açısından merkezi bir öneme sahiptir.
53 Görüntülenme
Kaynaklar
bb.lv
Alcohol Clin Exp Res (Hoboken)
Medscape
Ipsos
The Lancet Public Health
SAMHSA
Bu konudaki diğer haberlere göz atın:
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.



